Çocuklarda Özgüven ve Ailenin Yapması Gerekenler
Özgüven, kendiniz hakkında nasıl düşündüğünüz, içinde bulunduğunuz durum ve koşullar üzerinde ne kadar etki sahibi olduğunuza dair bir değerlendirmedir.Özgüven, başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmaktır ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.
Kendi hakkınızda olumsuz konuşmalar yapıyorsanız, kendinizi sürekli eleştiriyor ya da yargılıyor, başarılarınızı küçümseyip, başarısızlıklarınızı önemsiyorsanız, özgüven problemi yaşıyor olabilirsiniz.Özgüvenin temeli ilk aylardan itibaren atılır. Özellikle ilk yaş, çocuğun kendisini değerli hissetmesi anlamında en kritik dönemdir. Anne-babanın ve yakınlarının bebeği gördüklerindeki yüz şekilleri, ses tonları bile bebeğin özgüvenini etkiler. Acıktığı zaman yedirilmesi, altını kirlettiği zaman temizlenmesi, iyi bakılması ve ona iyi davranılması çocuğa özgüvenine katkıda bulunur. Böyle yetişen çocukların gelecekleri ve hayatlarını devam ettirme potansiyellerinde özgüvenin büyük bir etkisi vardır. Çünkü; kişilerin kariyer planları, işini, ilişkilerini olumsuz etkileyen ve gerçek potansiyelini sergilemesini engelleyen bir faktördür. Özgüven eksilikliği, çekingeniliği ve yetersizlik duygusunu beraberinde getirir. Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler arkadaş ortamına uyum sağlayabilmek için “HAYIR ‘’ diyebilme yetisini hiçe sayar. Bu da beraberinde zararlı alışkanlıklar ve içinden gelmediği gibi davranan birçok birey görüyoruz. Uyum sağlamak tabi ki çok önemlli bir sosyal beceridir fakat kendi sınırlarımız doğrultusunda bu beceriyi devam ettirebilmeliyiz. Kendi doğrularımız aykırı bir durum olduğunda “ HAYIR ‘’ diyebilmek sağlam bir özgüven gerektirir.
Özgüvensiz kişilerin özellikleri;
- Kendileri hakkında kronikleşmiş olumsuz düşüncelere sahiptir ve bu düşüncelerini kendi kişiliklerinin değişmez gerçekleri olarak algılarlar.
- Bu kişiler kendilerine inanmaz ve bir şeyler ters gittiğinde hep kendilerini suçlarlar. Yani; başarısızlıkları sahiplenip, başarılarını görmezler Kendilerini ve ihtiyaçlarını savunma konusunda çok zorlanır ya da iletişimlerinde saldırgan bir tutuma bürünebilir.
- Geleceğe de çok umutla bakamazlar ve bu nedenle de sıklıkla kaygılı, depresif, suçlu, öfkeli hissedebilir.
ÇOCUK VE ERGENLERDE ÇEKİNGENLİK/YETERSİZLİK DUYGUSU/ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİNİN NEDENLERİ
“Hata yapınca başına kötü bir iş geleceğini nereden ve nasıl öğrendi ?”
- Ceza Almak
- Övgü Alamamak
- Eleştri
- Çok fazla övgü almak
- Utandırılmak
“Hata yapmaktan rahatsız olan çocuk, hata yapmamak adına ya ÇOK ÇALIŞIR ya da DENEMEZ”
Not: İsimlendirmeler asla Kolay veya Zor üzerinden olmamalıdır.
“Bunu istiyor musun ?”
“Bunu istemiyor musun ?”
“SES TONU VE YÜZ ŞEKLİ BİLE ÖZGÜVENİ ETKİLİYOR”
Buna ek olarak aşırı özgüven de bir sıkıntı olarak karşımıza çıkabilir. Kendine güven fazlalığı doğal olarak olumsuzluklar içerir. Peki bu aşırı özgüven nasıl ortaya çıkar ? Bu şekilde yetişmiş bir çocuk hangi sıkıntılarla karşı karşıyadır ?
Bu durum, kişinin hayatında önem verdiği yetişkinlerle yaşanan etkileşimlerde yatar. Çocuğu abartılı bir şekilde övmek, çocuğa sürekli abartılı olarak (yaptığı mucize gibi davranmak ), çocuğun aşırı ve hatta yersiz bir özgüven sahibi olmasına sebebiyet verebilir. Yani , sürekli doğru yapıyor olma inancı, ben bilirimcilik ve kibre sebebiyet verebilir. Bu yüzden çocuğa özgüven aşılamaya çalışırken çocuğa narsistik eğilimlere de teşvik ediyor olabiliriz.
Sonuçta , her şeyi bildiğini düşünen ve buna inanan bir birey ile geçinebilmek oldukça zor ve sağlıksız iletişime yol açabilir.Çünkü ; bu bireyler kendilerinin daima haklı olduklarına ve yanlış yapamayacaklarına inanırlar. En önemli nokta ise kendine aşırı güven, çabalamayı azaltır.
Hata yapmaya karşı tahammülsüz olabilirler ve hata yaptıklarında çok büyük bir öfke ve suçluluk hissedebilirler.
UNUTMAYALIM ! Çocuklarımızda övülmesi gereken ÇABA ve GAYRET olmalıdır.
Bu bireylerde YA HEP YA HİÇ düşüncesi hakimdir. Ve bu düşünce bir bahane bularak görevden kaçma eğilimine sebebiyet verir. Buna istinaden gerçeklik kontrolleri zayıf olduğu için, kendilerini (yetenek ve becerilerini yok sayarak ) çok üst hedefler koyabilir ; yersiz risk alabilirler. Ve olası bir başarısızlığı dış nedenlere bağlanma eğilimindedirler. Kendilerini eksik hissettiklerinde bunu kabul etmez ve bahanelere başvururlar.
Anne babalar özgüven konusunda doğru bir yönlendirme yapmak için hangi adımları izlemeli?
Çeşitli ve farklı deneyimler yaşamak:Özgüven kazanmada en iyi yol, çeşitli ve farklı deneyimler yaşamaktır. Çocuklara kendilerini anlamaları ve tanımaları için fırsat sunmalıyız.
İyi örnekler olmak: Çocuk ailesinde gördüğü davranışları ile beslenir bunu unutmayalım bu yüzden ; çocuğunuza örnek olacak davranışları sergileyin ki ondan da bu davranışı görün bumerang misali…
Gerçeğe dayanan beklentiler oluşturmak: Çocuklar ailelerinin kendilerinden bir şeyler yapmasını istemelerinden hoşlanırlar. İstenen şeyi yaptıklarında ise kendilerini iyi, başarılı ve gururlu hissederler. Bu noktada ailelerin üstüne düşen görev : çocuklarının karakterlerine, becerilerine, eğilimlerine uygun, uygulanabilir standartlar belirlemeli ki çocuk bunlara zorlanmadan uyabilsin. Uygun davranışta bulunmaları için onları teşvik etmeli; bu davranışı gösterdiğinde de onlara sevgi göstermelidirler.
Mantıklı kurallar koymak: En etkili yöntem kalıplaşmış/oturmuş/kazanılmış değerlerdir. Ailelerin şu düşünce ile ilerlemelidir : sıkı disiplin değil, açık ve sınırları kesin olan kurallar hayatın önemli bir parçasıdır ve çocukların bir şekilde bunlarla başa çıkmayı öğrenmeleri gerekmektedir.
İyi tavırlar sergilemek: her meslek grubuna , her bireye uygun tavırlar sergileyerek örnek olmalıdırlar.
Duygular ve iyi ve ahlaklı olma: Çocuklar, öncelikle kendilerinin ne hissettiklerini ve hele başka çocukların neler hissettiklerini pek anlayamazlar. Çocuklara ne hissettiklerini anlamalarına ailelerinin yardımcı olması gerekir. Çocuklar kendi yaşantılarına eşlik eden duygularını anladığında, başkalarını da anlamaya başlarlar. Bunlar içinde bir psikolog ya da bir psikolojik danışmandan yardım alarak etkinliklerle çocuk teşvik edilmelidir.
UNUTMAYALIM !
Ülkemizde en çok yapılan yanlış, çocuklarımızı koruma amaçlı onları fazla kontrol etme, her hareketlerini bilip kontrol altına almadır. Bu ne kadar koruma amaçlı olsa da çocukta ‘bana güvenmiyor’ hissi yaratır. Bu da çocuğun kendisine olan güvenini de sarsar.