Davranış Problemleri
Ergenlik dönemi yoğun ve hızlı yaşanan gelişim ve değişim dönemidir. Ergen’in bireysel ve toplumsal uyum sürecinde güçlükler yaşaması beklenen bir dönemdir fakat bu dönemde yaşanan güçlükler şiddetli ve sürekli olmaya başladığında, ergenin başarılı kimlik oluşturmasını engelleyici özellikler taşımaya başladığında artık davranış bozukluklarından söz edilebilinir.
Bir yandan yaşadığı değişikliklere uyum sağlamaya çalışan ergen bir yandan yeni ilgilere yönelmekte birgül toplumun değer yargıları ve ailesinin tutumları arasında bir sorgulama sürecinden geçmekte ve bulduğu cevaplara göre kendi bağımsız kimliğini oluşturma çabasındadır. Buradaki bağımsızlık arzusu ile artık ebeveynlerinin kontrolünden çıkma ve kendi kararlarını verip sonuçlarını sorumluluklarını alma isteği, bir ucu saldırganlığa diğer ucu ise bağımlı bir kişilik yapısına kadar gidebilen bir dağılım gösterebilir. Saldırganlık, karşıt olmak ve yalan söylemek gibi kabul edilemeyen davranışlar süreklilik kazandığında bir yeri gül artık sadece gelip geçici bir ergenlik krizinden değil daha kalıcı bir yapılanmadan söz etmek gerekir. Ergenlik döneminin ortaöğretim ve lise dönemini kapsadığını düşünürsek bu döneme dair davranış bozuklukları özellikle okulda uyum sorunlarıyla kendini göstermektedir ilk başta sınıf içinde yaramazlıkları la, ufak haylazlık onlarla dikkat çeken durum daha sonra dersleri asma birgül okulu kırma yada okuldan kaçma, okul kurallarını çiğneyip, okulun eşyalarına ve diğer öğrencilere zarar verme, okulda kavga çıkarma, öğretmenlere ve okul yönetimine karşı çıkma, disiplin suçları işleme ve bunları tekrarlama şeklinde devam edebilmektedir. Özellikle aşırı otoriter ya da ilgisiz, ihmalkar ebeveyn tutumlarında bu uyum problemleri madde kullanımı, kaygı, depresyon veya fobi gibi ruhsal problemler, öğrenme zorlukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, suça yönelik davranışlar ve evden kaçma gibi sorunlara kadar ulaşabilmektedir
Davranış bozukluklarının başlama yaşı erkeklerde 7, kızlar da 10 üçtür. Genel olarak erkeklerde kızlara göre 4 12 kat daha fazla görülmektedir. Sıklık olarak 18 yaşın altındaki bireylerde erkeklerde %6-16 bir gül kızlarda ise %2 9 arasında değişmektedir davranışsal problemler çocuk ve ergenlerde kaygı vergi depresyon, uyum sorunları veya nevroz ya da psikoz gibi birçok ruhsal bozukluğun belirtisi olabileceği gibi aile içi ilişkiler, okul yaşamı ve arkadaşlık ilişkileri gibi alanlarda yaşanan sorunlarında işareti olabilmektedir. Erken fark edilip gerekli önlemler alınmazsa yetişkinlik döneminde anti sosyal kişilik bozukluğunun gelişmesinde de öncü olabilmektedir.
Ergenlerde davranış bozukluklarının sağaltımında öncelikle ailenin de sürece katılacağı ve ailedeki sosyal kaynakların tamamının kullanılmasına dair bilinçlendirmeyi içeren danışmanlık gerekmektedir. Etkili ve empatik bir iletişim dilinin hakim olduğu, ergenin bağımsızlık isteğinin kabul edildiği ve yargılama ya da sorgulama olmadan onun da düşünce ve davranışlarına destek verilen bir ortam oluşturulmalıdır. Ergenin ruhsal durumu, aile içi konumu ve aile içi ilişkileri detaylı anamnez ile incelenmelidir ergen çalışırken ergen birey- aile- okul ve uzman bir masanın dört ayağını oluşturmaktadır. Bu durumda ne pedagog aile ile koalisyon kurup Ergene karşı bir tutum sergilemeli, ne de aileyi bu sürecin dışında tutmalıdır ergenlerle çalışırken güven ilişkisinin oluşması için danışana özellikle gizlilik ilkesi vurgulanmalı ancak intihar ve uyuşturucu kullanımı gibi riskli durumlarda bu ilkenin dışına çıkarılacağı belirtilmelidir yani onam formu dikkatlice okuması istenmelidir.