Bebeklerde Beslenme Sorunu
Beslenme, bebeğin yaşamındaki en önemli olaylardandır. Beslenme sırasında bebek herhangi bir şeyi içine alma, sevgi, ilgi ve şefkati de özümseme deneyimini yaşamaktadır. Beslenme ihtiyacı duyan bir bebeğin bu ihtiyacının giderilmesi bebek açısından bir mutluluk kaynağıdır. Anne sütü, bebekle annenin bedensel temas içerisinde olmalarını sağlar ve psikolojik beraberlik duygusunu uyandırır. Emzirme sadece bebeğin beslenme işlevi olmanın ötesinde ihtiyacı olan duygusal tatmini de sağlamaktadır. Anneyle bebek arasındaki duygusal bağın sürdürülmesi ve birliktelik duygusunun yaşanması biberonla beslenmede de aynı işlevi görebilmektedir. Beslenme konusunda bebekler arasında farklılıklar olduğu gibi, aynı bebeğin farklı zaman dilimlerinde yediği miktarlar arasında da değişiklikler olabilir. İştah, hayatın erken dönemlerinde belirgin iken, 15 – 18. aylar arasında en düşük düzeydedir. Otuzlu aylarda ise aşırı açlık hissinden ve yemek yemeyi hiç istek duymamaya kadar dalgalanma gösterebilir. Diş çıkartmak veya hafif bir rahatsızlık bebeğin birkaç gün yemek istememesine yol açabilir. Günlük yaşam rutininde bir değişiklik ya da ailede bir sorunun yaşanması da aynı etkiyi yaratabilir. Böyle durumlarda bebek bazı öğünleri atlayabilir ve kısa süreli olabilen bu düzensizliklerin çocuk için bir zararı yoktur. Aksine bu dönemde bebeğin beslenmeye zorlanmaması, gerilimin azalmasının ardından eski rutine dönülmesini kolaylaştırır.
Anne açısından, bebeğin yeterince beslendiğine inanması, kendisini iyi ve yeterli bir anne olarak duyumsamasını sağlar. Bebeğin karnı aç olduğunda iştahla yiyorsa, anne mutlu olur ve iyi bir anne olduğuna inanır; ancak bebek aç değilse ve verilen yemeği istemiyorsa, anne sadece bebeğin yemesi nedeniyle endişeye kapılmaz , kendisinin reddedildiği duygusuna da kapılır. Bebeğin yeterli gıda alıp almadığı konusunda endişelerin temelinde, bir başka insanın yaşamından kendini zorunlu hissetmekte yatar. Çocuğun gelişiminin sağlıklı olabilmesi ve aksamaması için beslenmesinin düzenli olması gerektiğine inanan ebeveyn de, çocuk beslenmeyi reddettiği anda kaygılar da artacaktır. Yemeğin sürekli reddedilmesi annenin belli bir süre sonra kendisini çaresiz hissetmesine hatta bebeğini öfke duymasına dahi yol açabilir. Beslenme konusu çoğu zaman anneyle bebek arasında irade savaşına dönebilmek de, yemek saatleri bebeğin yememe konusundaki kararlılığı ve annenin giderek artan öfkesi arasında bir gerginlik ve endişe kaynağı yaratmaya başlamaktadır. Annenin kişilik özelliklerine, sosyo kültürel düzeyine, eğitim düzeyine ve çocuk yetiştirme tutumuna göre bebeğin beslenmesi sırasındaki tutumu da değişmektedir.
Bazen anne öfkesini, yemeği bitirmesi konusunda bebeği zorlayarak açığa vurur böyle bir durumda ilk önce yemeğin bitirilmesinin gerçekten önemli olup olmadığını sorgulamak gerekir. Bebek ya da çocuk katı gıda yerine annesinin memesinde veya biberondan ısrar ediyorsa, belki de bazı duygulara kapıldığı için daha küçük olduğu dönemlerin simgesi olan beslenme tarzına geçici olarak dönmek istiyor olabilir. Bu dönemde bebeğin gelişme sürecinde kendi istediği hızla ilerlemesi konusunda duyarlı olmak gereklidir. Bazen geriye doğru gidiyor görünmesinden endişelenmeyip, yetişkin gibi davranmak istediğinde de bebeği yönlendirmek doğru olacaktır. Yemek yemeyi istemediği için annesinin endişelendiğini duyum sayan bebek de beslenmeyi daha ısrarcı bir şekilde reddedebilir. Bebek verilen gıdayı reddettiğinde, annenin bunu bir mücadele haline getirmeyip başka bir yemek önermesi veya aynı yemeği bir başka öğünde yedirmeyi denemesi yararlı olacaktır. Okul öncesi dönem çocuklarında yiyecek tercihlerini etkileyen unsurlar arasında besinin rengi, ısısı, kokusu, tadı ve görünüşü gibi duyusal özellikler de etkilidir. Bebek kendi gücünü sergilemeye çalıştığında annenin bu oyunu oynayıp kabul etmesi, fakat gerekli besinleri alabilmesi içinde yaratıcılığını kullanması gerekecektir yeme problemlerinde annenin şu soruya cevap vermesi gerekir : “ Acaba anne bebeğin inatçılığı kendi otoritesine karşı çıkış olarak görüp, bunu kırmak için mi yemek konusunda ısrar ediyor; yoksa bebeğin kendisine ‘HAYIR’ Diyerek kontrolü daha fazla elinden almak istemesinden mi hoşlanmıyor?“ Bu durum anne- babayı öylesine tedirgin edebilir ki, bebekten daha güçlü ve büyük olduklarını kanıtlama savaşına girmeyi reddetmek için kendilerini zorlamaları gerekir.
Beslenme bozukluklarında öncelikle bebek ya da çocukla onun birincil bakımından sorumlu kişinin arasındaki ilişki ele alınmalıdır. Beslenme, uyku ve oyun düzeni, ebeveynlerin tutumları göz önüne alınarak aile içi etkileşim, ailenin sosyoekonomik durumu, aile içi stres faktörleri ve sosyal destek gibi içsel ve dışsal kaynaklar birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.