Özgül Öğrenme Güçlüğü
Nörogelişimsel bozukluklar sınıflamasında yer alan özgül öğrenme güçlüğünde en belirleyici unsur çocuğun zeka düzeyinin normal veya normalin üstünde olmasıdır.Bu sorunu yaşayan çocuklar yaşları, eğitimleri ve zeka düzeylerine göre beklenenin altında okul başarısı göstermektedir.Özgül öğrenme güçlüğünde öğrenmenin bir alanında daha ağırlıklı olarak ortaya çıkmaktadır.
- Okuma alanında güçlük
- Yazı alanında güçlük
- Matematik alanında güçlük
Okuma bozukluğu ile görülen ve disleksi olarak adlandırılan özgül öğrenme güçlüğünün alt tipinde çocuk beklenen gelişim düzeyine göre okumayı sökmede ve okuduğunu anlamakta zorluk yaşamaktadır.Sözcükleri ve harfleri tanımada, okuma hız ve akıcılığında sorun olmaktadır.
Disleksi düşünme becerileriyle değil, okumayla ilgili özgül bir zorluktur. Disleksi lokalize bir sorundur. Disleksinin bir dil sorunu olduğunu, zekada genel bir zayıflık ya da birincil dereceden görüşle ilgili bir sorun olmadığını bilmemiz gerekir. Disleksinin ilk işareti konuşmada gecikme olabilir. Genellikle çocuklar ilk kelimelerini bir yaş civarında, cümlelerini ise on sekiz ay ile iki yaş arasında söylerler.Disleksiye yatkın çocuklar ilk kelimelerini on beş aylıktan önce söylemeyebilir ve ikinci doğum gününden önce cümle kuramayabilir.Bu gecikme oldukça kısadır ve aileler tarafından genellikle geç konuşmaya dair bir aile öyküsü ile açıklanır.Ancak bazı dislektik çocuklar herhangi bir konuşma gecikmesi sergilemeyebilir ya da bunun örtük olması sebebiyle fark edilemeyebilir.Telafuz güçlükleri de bir uyarı olabilir. Dislektik çocuklar hangi kelimelerde kafiye olduğuna çoğunlukla cevap veremez bundan kaynaklı da tekerlemelerden uzak dururlar. Bu çocuklar konuşmak yerine işaret etmeyi tercih edebilir veya zihinlerindeki kelimeyi söze dökemedikleri için zamanla öfkeli ve hırçın tavırlar geliştirebilir. Dislektik çocuk açısından sorun, bir kelimeyi talimat üzerine yürütmektir. Dislektik bir çocuk yetişkinliğe adım attığında konuşması, kelimelerin ses yapısına ilişkin yaşadığı zorlukların izlerini taşımaya devam eder. Konuşma duraksamlarla doludur ve bazen sessizlikler oluşabilir veya bir kelimenin etrafından dolaşarak bulamadığı tek bir kelime yerine söylenen birçok dolaylı kelime içerebilir. Seçim şansı verildiğinde doğru kelimeyi tanıyabilirler. Son ve en önemli nokta da okumayı öğrenen kişinin alfabedeki harflerin isim ve sesleri öğrenme yeteneğinin engellenmesidir.


Yazılı anlatım güçlüğü ile görülen ve disgrafi olarak adlandırılan özgül öğrenme güçlüğü alt tipinde ise çocuk, yaşına ve zeka düzeyine yazılı ifade için gereken becerilerde beklenin altında başarı göstermekte, duyduğu bir metni yazıya dökerken veya zihinden bir metin oluşturup yazarken güçlükle karşılaşmasıdır. Harfleri yazmada ve hecelemede zayıflık, dilbilgisi ve noktalama hataları ve kötü el yazısı ile karakterizedir.
Sayısal bozukluk ile görülen ve diskalkuli olarak adlandıran özgül öğrenme güçlüğünün alt tipinde ise çocuklar, sayısal bilgileri işlemede, matematik işlemleri doğru ve akıcı hesaplamada, matematiksel kavramları öğrenmede, zamanı planlamada, yön bulmada ve isimleri anımsamada zorlanmaktadırlar. Ayrıca çocuklar, matematik ile ilgili kuralları akılda tutmada güçlük yaşamakta, işlemlerde parmak hesabı yapmakta ve çoğunlukla sayısal hesaplamaların ortasında kaybolmaktadır.
Erken tanının önemli olduğu özgül öğrenme güçlüğünde tanı konulurken psikolojik, psikiyatrik, tıbbi değerlendirme ile birlikte ayrıntılı aile öyküsünün alınması oldukça önemlidir. Özgül öğrenme güçlüğünün sağaltımı profesyonel yardım gerektirir. Söz konusu güçlüğü olan çocuklar öncelikle özel eğitim programları ve destekleyici bilişsel davranışçı terapiden yararlanabilmektedir. Sağaltım sürecinde aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının iş birliği başarıda son derecede önemlidir.